Marianne Faithfull'un bu baladı çok zaman önce söylediğini eklememe gerek yok sanırım. Lucy Jordan Baladı'ndan çok önce belki de. Eski bir Amerikan ezgisi olan şarkıda geçen diyalogların hikayesini ilginç bulduğum için aktarmak istedim. Sağolasın Wiki.
Bu şarkı genç bir adamın hikayesini anlatır. adam, dinleyicisinden eski sevgilisine bir mesaj göndermesini ister. eski sevgilisinin iğne iplik değmemiş bir gömlek dikmek ve bunu kurumuş bir kuyunun suyuyla yıkamak gibi bir dizi imkansız görev yapmasını istemektedir, bu görevleri yapabilirse o kadına geri dönecektir. şarkı genellikle düet olarak söylenir, adamın istediği bu imkansız görevlere karşılık kadın da önce erkeğin bir dizi imkansız görevi başarmasını ister; eğer erkek kadının isteği bu imkansız görevleri yerine getirirse kadın da ona iğne iplik değmeden yapılmış gömleği verecektir (kendi görevlerini yerine getirecektir).
sözleri şöyledir:
(birlikte)
are you going to scarborough fair? (scarborough pazarına mı gidiyorsun? )
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
remember me to one who lives there, (orada yaşayan biri var, beni hatırlat ona)
for she/he once was a true love of mine. (çünkü o bir zamanlar benim gerçek aşkımdı)
(erkek)
tell her to make me a cambric shirt, (ona de ki bana patiskadan bir gömlek diksin)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
without any seam nor needlework, (üzerinde hiçbir dikiş olmayan, iğne iplik değmemiş)
and then she'll be a true love of mine. (ondan sonra yine benim gerçek aşkım olacak)
tell her to wash it in yonder dry well, (ona de ki bu gömleği kurumuş bir kuyuda yıkasın)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
which never sprung water nor rain ever fell, (bu kuyuya ne bir kaynaktan su gelmiş ne de yağmur damlamış olsun)
and then she'll be a true love of mine.(ondan sonra yine benim gerçek aşkım olacak)
tell her to dry it on yonder thorn, (ona de ki öyle bir çalılıkta kurutsun gömleği ki)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
which never bore blossom since adam was born, (o çalılık ademle havvadan beri hiç çiçek açmamış olsun)
and then she'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olacak)
ask her to do me this courtesy, (de ki bu iyiliği yapsın bana)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
and ask for a like favour from me, (ve o da benden birşey istesin)
and then she'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olacak)
(birlikte)
have you been to scarborough fair? (scarborough pazarına gittin mi?)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
remember me from one who lives there, (orada yaşayana beni hatırlat)
for she/he once was a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olacak)
(kadin)
ask him to find me an acre of land, (ona de ki bana bir dönüm toprak bulsun)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
between the salt water and the sea-strand, (ama bu toprak tuzlu suyla deniz kıyısı arasında olsun)
for then he'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olabilir)
ask him to plough it with a lamb's horn, (ona de ki bu toprağı bir kuzunun boynuzuyla sürsün)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
and sow it all over with one peppercorn, (ve bütün toprağı tek bir mısırla eksin)
for then he'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olabilir)
ask him to reap it with a sickle of leather, (ona de ki ekini deri bir orakla biçsin)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
and gather it up with a rope made of heather, (ve harmanı tüyden yapılmış bir iple bağlasın)
for then he'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olabilir)
when he has done and finished his work, (bu işleri yapıp bitirdiğinde)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
ask him to come for his cambric shirt, (gelsin dikişsiz gömleğini alsın)
for then he'll be a true love of mine.(ancak o zaman benim gerçek aşkım olabilir)
(birlikte)
if you say that you can't, then i shall reply, (eğer yapamam dersen, sana derim ki)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
oh, let me know that at least you will try, (en azından denediğini bileyim)
or you'll never be a true love of mine. (yoksa asla gerçek aşkım olamazsın)
love imposes impossible tasks, (aşk insana imkansız görevler verir)
parsley, sage, rosemary and thyme, (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik)
but none more than any heart would ask, (ama bu görevlerin hiçbiri, bir kalbin istediklerinden fazla değildir)
i must know you're a true love of mine. (benim gerçek aşkım olduğunu bilmek zorundayım)
Yorum (0)
Yorum yaz!