2/1/2009 · Kategori: siirler

acıyor / uyar

"
...
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocugun bile
O kadar korunmus bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
Sevgim aciyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Daglar kararip aydinlanacaklar
Ve o kadar

Tavrim bir seyi bulup cosmaktir
Sonbahar geldi hüzün
Kis geldi kara hüzün
Ey en akıllı kişisi dünyanın
Bazen yaz ortasında gündüzün
Sevgim aciyor
Kimi sevsem
Kim beni sevse"

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

19/11/2008 · Kategori: sairler

Kıymet mi biçilir cevher taşına / Tokatlı Aşık Nuri


Kıymet mi biçilir cevher taşına
Kâmilce bir sarraf karışmayınca
Kimse üstad olmaz kendi başına
Bulup erbabına danışmayınca

Sevda dedikleri çakır dikeni
Mahveder bedeni çürütür teni
Her nereye varsam söyletir beni
Bu aşkın âsârı savuşmayınca

Affeyle Nuri'nin şu isyanını
Ağlatıp dîdeden dökme kanını
Kimsenin gurbette alma canını
Varıp hasretine kavuşmayınca.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

19/11/2008 · Kategori: sairler

Gizledikçe Aşk / Adnan Özer

Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda.
O yaza hiç dönülmeyecek!
O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yasanmış sevda
yakılmamış bir mum gibi aklımda.
Kesik ağzıyla suları iğrilten
boğaza karşı durup da
oraların kuşu yalıçapkınını hecelemiştik
beyaz bir yelkenli geçisiyle sulara.

Kışın vurgusu açık, bağımsız bir ses,
esiyor bize değmeden, bizden almadan
hiç uğramadığımız biryerlerden doğruca.
Uçuyor cinsiyetin kindar ağzıyla.
İbret olsun diye savuruyor
uzaklara bir meddücezir haritasını.
Ne uzanma, ne geri çekiliş;
biz varsayılanın ortasında
iki içine işleyen zaman,
iki uyurgezer nokta.

Şimdi sen bile bu şiir için
çeperleri kapanmış, kendi başına bir ses,
kışın soğuk balıklardan takviminde
sadece kendine dökülen bir yapraksın.

Yaliçapkını yeni bir sözcüğe uçuyordur şimdi
bilmediğimiz bir lügatta.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

19/11/2008 · Kategori: siirler

mem u zin

"zin bı fındera dı peyive (zin muma sesleniyor)

dem,şem'e dı kır jıbo xwe demsaz (bazen mumu ederdi kendine muhattap)
ki:ey hemser u hemnışın u hemraz ("ey sır ve oturma arkadaşım,baş arkadaşım)
herçendı bı sohtıne wekı mın (gerçi yanmak yönünden benim gibisin sen)
emma ne bı gotıne wekı mın (fakat konuşma yönünden benim gibi değilsin)
ger şıbhete mın te jı bı gota (eğer sen de benim gibi söyleseydin)
de mın bı xwe dıl qewi ne sohta (benim de gönlüm fazla yanmazdı)
derde mın u te jı yek bı ferqe  (benimle senin derdin farklıdır)
ew ferqe jı xerbe ta bı şerqe  (o fark doğudan batıya kadardır)
meşrıq tuyı,agıre te zahırsen  (doğusun ateşin görünüştedir)
mexrıb ez,u batıne mın agır  (batı da benim, içim ateştir)
daim dı sojıt me rışteye can  (her zaman yanıyor canımızın damarı)
te na sojıtın bı xeyre ezman  (senin ise bazı vakitlerden başka yanmaz)
pehtı me lı ser,dı dıl perenge  (benim başımda alevler,gönlümde köz var)
cane me dıgel perenge cenge  (canım o közle savaştadır)
şewqek te lı ser seri diyare  (senin başının üstünde ışık var)
sewdayeki serseri dı bare  (ondan serseri bir sevda yağıyor)
ew şewq jıbo tera zımane  (o ışık senin için dildir)
ev pehti jıbo mera ziyane  (benim başımdaki alev ise zarar verir bana)
pehta jı dıle me dayı ser ser  (benim gönlümden başıma vuran alev)
hukmje dı ketın lı baye serser  (şiddetli rüzgara hükmeder)
her çendi bı şev dı minı bıdar  (gerçi geceleri uyanıksın sen)
sıbhan dı nivi heta vı evar  (ama sabahtan akşama da uykudasın)
evar u seher bı roj,eger şev (akşamdan şafağa,günden geceye)
ez her dı sojım wısa lı ser hev  (hep yanarım ben")

mem bı dicle'ra dı peyive (mem dicle'ye sesleniyor)

naçar ı jı heyşete dı çu dur (mem çaresiz insanlardan uzağa giderdi)
hemder ı dı bu dıgel şete kur (derin nehirle hemdert olurdu)
ki: ey şıhbete eşke mın rewane ("ey benim gözyaşlarım gibi dökülen nehir)
be sebr u sıkuni,aşıqane (ey aşıklar gibi sabırsız ve sukunetsiz nehir)
be sebr u qerar u be sıkuni (sabırsız kararsız ve sükunetsizsin)
yan şıbhete mın tu ji cinuni? (yoksa sen de benim gibi deli misin?)
qet nıne jıbo tera qerarek (senin için hiçbir karar kılmak yok)
xalıb dı dıle teda nayarek (galiba senin de gönlünde bi yar var)
her kehze te jı çı tete bıre? (her an senin de hatrına ne gelir?)
sergeşte dı bı lı rex cizır'e? (ki böyle cizre'nin yanıbaşında coşuyorsun?)
ev şehreye ger jıbo te mehbub (eğer bu şehirse senin sevgilin)
hasıl geriyaye bo te metlub (işte elde etmişsin arzunu)
daim dı dıle tedane menzil (her zaman koynundadır bu konaklar)
deste te lı gerdane hemail (kollarını dolamışsın gerdanına)
heja jı xwede tu fıkre na ki  (hala allah'tan korkmuyorsun da)
her roji hezare şıkre na ki (her gün binlerce şükretmiyorsun da)
ev çende dı ki hawar u gazi (bunca feryad figan ediyorsun)
edı çı mıradeki dıxwazi? (artık ne murad istiyorsun?)
behude çıra dı ki tu feryad? (boş yere niye feryad ediyorsun)
aware dı çı diyare bexdad (avare avare bağdat diyarına gidiyorsun)
ger ez bı gırım we ger bı nalım (ben ağlarsam,inlersem eğer)
wer ez bı mırın we ger bı kalım (ben ölürsem sızlarsam eğer)
herçı weku ez bı kım rewaye (her ne yaparsam ben revadır)
maquli jıbo mera fenaye (benim için mantıklı yol,yok olmaktır)
carek lı dıle mı jı guzer ke (benim gönlümün içinden de geç bir kez)
serçeşmeye çeşme mın nezer ke  (gözlerimin baş pınarına bak bir kez)
derde dıle mın ku be dawaye  (gönlümün derdi neden dermansızdır)
çeşme tere mın çıma ceraye  (ıslak gözlerimin macerası nedir)
diwaneme mın peri bı der da  (divane oldum ben periyi elden kaçırdım)
ez dicle'me zenbere me ber da  (dicleyim ben zenbereği bıraktım)
westani u nergızi u seqlan  (dicle kıyısındaki yer isimleri)
derwaze u omeri meydan  (dicle kıyısındaki yer isimleri)
van seyregehan tu le dı kı geşt  (sen oralarda dolaşıyorsun)
ez mem'e jıbo mıra der u deşt   (tek başıma kaldım burda bu
ovalarda)"

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

9/11/2008 · Kategori: siirler

şehirden

"...
 şehirden bir çocuk olarak şurda burda
 bir sabuntozu markasında köpürerek
 çınarın tutsaklığını
 ve menekşenin tutsaklığını
 ve menekşenin sevincini yaşa.
..."

T.U.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

4/11/2008 · Kategori: siirler

ARgo / Özdemir Asaf

ağacı sevecektiniz,
yoldunuz, dal bırakmadınız...
yılına al bırakmadınız,
yemişini yiyecektiniz.

kadını sevecektiniz,
aldınız, ver bırakmadınız...
seviye yer bırakmadınız,
ona ben değil, sen diyecektiniz

bulunurken zamanla,
küçüldünüz zamanla,
arıları kovdunuz dumanla,
kovanda bal bırakmadınız.

sobayı söndürdünüz,
ısıyı oldurdunuz,
hava basıp üfürdünüz,
mangalda kül bırakmadınız.

parayla yamalı bohça'da,
kapanık, dar bir açıda,
o canım ikili bahçede
bir renk, bir gül bırakmadınız.

bir eliniz vardı, bir cebiniz,
başınıza vurdu keliniz,
alıp sattınız hepiniz,
depoda mal bırakmadınız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

4/11/2008 · Kategori: ciddi ciddi

Göğe Çakılmak

Biraz kıyıdan bakınca görünen çok şey var. Gördüğünü sananların yanılgısı da buna dahil. Belki ben de dahilim buna. Fakat aynı görüntüye baktığımız insanların tertemiz gördüğü “şey”deki çapakları, su değmemişliği gördüğümde bunun devam etmemesi için gözlerimi kapatmak yerine ovuşturuyorum. İnanın her şey daha berrak. Tüm çirkinliğiyle. Gözlerim de çirkinleşiyor. Hani bir cüretle söylenmiş şeyler var ya “arınırken kirletmek” babından. Aklım almıyor. Kime yamansam da kurtulsam göğe çakılmaktan?

Kimseye yamanmak değil mesele, göz önündeki ittifaklarla gizil anlaşmalar arasında fark yok çünkü. Ne bir davette ne de bir def edişte yokum. Sinsice ve iflah olmaz bir kötülük, çadırıma dalarsa ancak kısa bir süre için orada kalabilir. Yine de o çirkeflik içerdeyken çadırdan dışarı çıkmak hiç de aptalca değil. Çadır sınırsız büyüklükte olsa bile. O çadır namevcut bir gökyüzünde açılmış olsa bile.

Ama namevcut bir gökyüzü için elimizde avucumuzda ne varsa vermişsek, onu kolay kolay terk etmemeliyiz. İçinde top koşturup, çember çevirdiğimiz, çatısına bağdaş kurduğumuz o göksel tahttan bizi kim indirebilir? O bulutsu sarhoşluğu peşimizdeki her açgözlünün, her menfaatperestin suratına çalmalıyız. “Burası benim gökyüzüm, hadi naş!!” diyebildiğimiz surece bizi özgür kılacak bir gökyüzü bu.

Yine de kimse kimseyi sahip olduğu gökyüzünden çıkaramaz. Kimse de beni bu baş döndürücü göğümden kovamaz. Onun çatısını ben çatmışım, bir kulübe ya da bir gökdelen kurmuşum, kime ne? Pencerelerini aşkla bağlı olduğum genişlikte açtıysam, içeriye kimseyi almamışsam kime ne? Sizin göğünüze, her gün üstüne nur yağan evlerinize sığamamışsam da beni kurban edemeyeceksiniz, şer dillerinize dolayıp ruh hastalıklarınızın hasadını bu gökten biçemezsiniz.

Herkesin göğü kendine, hadi naş!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

19/10/2008 ·

aman blogcu yaman blogcu


Daha önceki denemelerimde fotoğraf eklemeyen blogcuyu denemek için yeni çektiğim bir fotoğrafı deniyordum, eklediğini görunce "üstü kalsın" dedim.
Vakit ayırabilirsem taşınacağım ama şimdilik burdayım.
Ayrıca fotoğraf ise Tokat'ta bir
akşamüstü.


Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::