19/11/2008 · Kategori: sairler

Kıymet mi biçilir cevher taşına / Tokatlı Aşık Nuri


Kıymet mi biçilir cevher taşına
Kâmilce bir sarraf karışmayınca
Kimse üstad olmaz kendi başına
Bulup erbabına danışmayınca

Sevda dedikleri çakır dikeni
Mahveder bedeni çürütür teni
Her nereye varsam söyletir beni
Bu aşkın âsârı savuşmayınca

Affeyle Nuri'nin şu isyanını
Ağlatıp dîdeden dökme kanını
Kimsenin gurbette alma canını
Varıp hasretine kavuşmayınca.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

19/11/2008 · Kategori: sairler

Gizledikçe Aşk / Adnan Özer

Kışın soğuk balıktan günlerini sayıyorum ağımda.
O yaza hiç dönülmeyecek!
O başlatılmamış, o varsayılan ortasında yasanmış sevda
yakılmamış bir mum gibi aklımda.
Kesik ağzıyla suları iğrilten
boğaza karşı durup da
oraların kuşu yalıçapkınını hecelemiştik
beyaz bir yelkenli geçisiyle sulara.

Kışın vurgusu açık, bağımsız bir ses,
esiyor bize değmeden, bizden almadan
hiç uğramadığımız biryerlerden doğruca.
Uçuyor cinsiyetin kindar ağzıyla.
İbret olsun diye savuruyor
uzaklara bir meddücezir haritasını.
Ne uzanma, ne geri çekiliş;
biz varsayılanın ortasında
iki içine işleyen zaman,
iki uyurgezer nokta.

Şimdi sen bile bu şiir için
çeperleri kapanmış, kendi başına bir ses,
kışın soğuk balıklardan takviminde
sadece kendine dökülen bir yapraksın.

Yaliçapkını yeni bir sözcüğe uçuyordur şimdi
bilmediğimiz bir lügatta.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

25/9/2008 · Kategori: sairler

Trajedi



"Siz evet siz!
 Hiç kavrayabilir misiniz
 Niçin
 Bunca alay ve kufur sağanağı altında dingin
 Bir tabağa koyup da ruhumu
 Gelecek yuzyılların şölenine sunduğumu?
"
                                                 Mayakovski

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/9/2008 · Kategori: sairler

DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM

Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yazdım. 
Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve: 'Ad evdir.'  
(Kim söyledi bunu?) 
Dün dağlarda dolaştım,  evde yoktum. 
Bir uçurum  bize bakmıştı,  uçurumun konuştuğu usumda.  
Buydu  bizim kendine sonsuz  olanı  duyduğumuz. 
Nesneler  ki  zamanda   vardır.    
Terziler  çıracısı  Hermüsül Heramise'nin  pöstekisi  her  bahar  
ayaklanırdı.    
Yağmur  yağmamazlık   edemez.  Taş, düşmemezlik.
 
Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur.  Otların canı sıkılmaz.   
Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu.  
Seni bilmem,  bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak!
Sonsuzluk dediğimiz budur.
 
Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben gidiyorum. 
Ölüme, o büyük tümceye,  çalışacağım.
 

                                                      İlhan Berk

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

20/6/2008 · Kategori: sairler

ormanların gümbürtüsünden / metin altıok

bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden,
bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.

bir yüzük yaptım belli belirsiz,
eski bir gramofon sesinden.

bir yüzük serçe parmağın için,
bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.

bir yüzük yaptım terli bir yüzük,
avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.

yanmasını bilen bakır bir yüzük,
evime akım taşıyan elektrik telinden.

bir yüzük yaptım, bir yüzük ki;
yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

8/6/2008 · Kategori: sairler

Kuş BaKışı Türk Şiiri 1/ mıknatıssız pusula'dan

...
inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
tanklar tank olup geçiyor üstümüzden
helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
memleket sana rağmen ket vururken yarama
şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben
-ve emir "kün" diyor; doğuruluyorum-
"bu ülke"den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.
bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
iki dildar tohum ekecek sözüme yoksa
ve bir dizenin tan yerini ağartmasıysa
ellerini tutarım ki kudurtucudur. ellerin
bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

...
            Ah Muhsin
Ünlü

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

29/5/2008 · Kategori: sairler

Sitare / Dilaver Cebeci

Birkaç gün önce kaybettiğimiz şairini rahmetle anarak Sitare’den bazı mısraları hatırlamak istedim. İyi bilinen aşk şiirlerinden biriydi Sitare. Unutmuşum.

 

...

 

bazen sapsarı bir benizle geliyorsun
huysuz çizgileri alnında uykusuzluğun
biliyorum içinde bir sızı var
bıçak ağzı gibi ince bir sızı var
bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
züheyr'in suad'ı gibi keremsiz kılan
kuzeyden güneye, güneyden kuzeye
hep gidip geliyorum bu çöllerde
kureyş'in heybetli ve inatçı develeri
hiç aldırmadan benim esmer sevdama
geviş getiriyorlar ufuklara bakarak


ben kaçıp yesrib'e sığınıyorum
yesrib bahane bir kitaba sığınıyorum
dağda, ovada, bâdiyede okuduğum hep elif
elif diyorum sitâre, sineme elif çekiyorum
''ah minel aşkı ve halâtihi...''
çok eski bir gerçektir bu biliyorum


bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudaklann mı anlayamıyorum
sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
ve ikimiz de ıslanıyoruz
ben ne yağmurlar gördüm sitare


ben kaç kere iliklerime kadar ıslandım
bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
ben göğü hep kurşun bir kubbe gibi ağır
o şehirde sınlsıklam gezerdim
bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
tapınaklar insanları safra gibi atardı
sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı

 

bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
gidip bir uygur çadırında göğü dinledim
kara bulutlar kükrerken bir kaşgar sabahında
oturup aprunçur tigin ile seni konuştuk
bakışlarımı sunuyorum tereddütsüz alıyorsun
gizli bir tebessümle çağırıyorum geliyorsun
kaşı karam gözü karam saçı karam
umay gibi yumuşak huylum
nerden çıktın karşıma böyle


sesin ılık bir bahar güneşi gibi
ığıl ığıl akıyor içime
asya’nın bozkırlannda ordular düşüyor peşime
yığılıp kalmışım bu anadolu toprağına sitare
adam akıllı yorulmuşum
ellerin böyle olmamalıydı ellerine acıyorum
ve kim bilir kaç yıldan beri kalbimi öğütlüyorum
durup durup ıssız yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol!
daha çok işimiz var diyorum


bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlayamıyorum.

 

 

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

27/5/2008 · Kategori: sairler

Alar Ho / Gülten Akın

Haddeden geçirip altını
İpek teline sararlar
Kalptan olur
Altın yaldızı vururlar
Ak gümüş üstüne ince elleri
Barışta ağıtlar gibi yumuşak
Çağ gelir kavga kurulur
Silahı sim kemerinde
Al kanat küheylan olur

Demen beylere beylere
Alar ho

Romalı Dakyus’tan bu yana
Kaç hayın kaç zalım görmüştür
Kaç kıya kaç yıkım görmüştür
Çekilir sabır mağarasına
Yedi uyurlardan olur

Demen beylere beylere
Alar ho

Zorla hele hile ile
Toprağına girildiğinde
Satıldığında gavura
Yöneticileri
Verir savaşını kahraman olur

Demen beylere beylere
Alar ho.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::